Yang Yung-Wei: Dünya birinciliğinden olimpiyat altınına uzanan hedef

Yang Yung-Wei, 29. yaş gününü Çin Taipei judosunun uluslararası konumunu değiştiren bir kariyerin ortasında kutluyor. Tokyo Olimpiyatları’ndaki gümüş madalya, Abu Dabi’deki Dünya Şampiyonası ikinciliği, Taşkent’teki dünya üçüncülüğü ve 60 kilogram altı kategorisinde yıllarca zirvede kalan dünya sıralaması, onu yalnızca başarılı bir hafif sıklet olmaktan çıkardı. Yang, Tokyo ile Paris Olimpiyatları arasındaki uzun dönemde dünyanın bir numarası olarak anıldı; şimdi ise kariyerindeki en büyük eksikliği, olimpiyat altınını tamamlamaya çalışıyor.

Yang’ın yükselişi, geniş spor kamuoyunun onu Tokyo’da tanımasından çok önce başlamıştı. 2016’da Hong Kong’da Asya şampiyonluğuna ulaşan sporcu, uluslararası arenada adım adım ilerledi. Ertelenen Tokyo Olimpiyatları’nda 23 yaşındayken 60 kilogram altı kategorisinin finaline çıkan Yang, gümüş madalya kazandı. Bu sonuç, kariyerinin en unutulmaz başarılarından biri olurken sonraki olimpiyat döngüsünde omuzlarında taşıyacağı beklentileri de artırdı.

Diyora Keldiyorova etkisi: Özbekistan’da kadın judosu yükseliyorBUNU DA OKUYABİLİRSİNİZDiyora Keldiyorova etkisi: Özbekistan’da kadın judosu yükseliyor 28/09/2026 18:14

Yang, bu baskıya istikrarıyla karşılık verdi. 2021’de Abu Dabi, 2022’de Antalya Büyük Ödül turnuvalarında birinciliğe ulaştı. Aynı yıl Taşkent’teki Dünya Şampiyonası’nda bronz madalya aldı; 2024’te Abu Dabi’de bir kez daha dünya finaline çıkarak gümüş madalya kazandı. Asya Şampiyonası’ndaki madalyalar da kariyerinin önemli bir parçası hâline geldi. 2016’daki şampiyonluğunun ardından 2019’da Fujairah, 2021’de Bişkek, 2024’te Hong Kong, 2025’te Bangkok ve 2026’da Ordos’da gümüş madalya kazandı. 2022’de Nur-Sultan’da ise bronz madalyanın sahibi oldu.

Zirvede kalmanın ağırlığı

Yang’ın önemini gösteren en güçlü ölçüt, tek bir madalyadan çok dünya sıralamasının zirvesinde kaldığı süreydi. 2021’den 2024’e kadar Uluslararası Judo Federasyonu’nun 60 kilogram altı sıralamasında bir numarada yer aldı. Bu dönem; olimpiyatlar, dünya şampiyonaları, ustalar turnuvası ve büyük ödül organizasyonları gibi en üst düzey mücadeleleri kapsıyordu.

Yang, bu deneyimini şu sözlerle özetliyor: “Tacın ağırlığı, onu taşıyan baştadır.”

60 kilogram altı kategorisinde dünyanın bir numarası olarak kalmak, aradaki farkların son derece küçük olması nedeniyle büyük bir zorluk. Japonya sürekli olarak dünya çapında hafif sıkletler yetiştirirken Kore, Moğolistan, Kazakistan, Gürcistan ve Avrupa’nın çeşitli ülkeleri de Yang’ın kariyeri boyunca güçlü rakipler çıkardı. Bu nedenle zirvede kalmak, tek bir şampiyonluk kazanmaktan çok daha fazlasını gerektirdi. Yang’ın farklı kıtalarda, değişen rakiplere karşı sezon boyunca düzenli puan toplaması ve sürekli olarak madalya gruplarına kalması gerekti.

Judo tarzı da bu yoğun rekabet ortamına son derece uygun. Ayakta mücadelede en sevdiği teknik ippon-seoi-nage olan Yang, düşük seviyeden yaptığı hızlı girişlerle rakipleri için büyük tehdit oluşturuyor. Patlayıcı ataklarını 60 kilogram altının yüksek temposuyla birleştiren sporcu, yakın temas ve hareket konusundaki fiziksel anlayışını çocukluk yıllarında yaptığı güreşten de geliştirmiş olabilir. Yang, judonun yanı sıra güreş yaptı ve 16 yaşında tamamen judoya yönelmeden önce lise düzeyinde bir güreş müsabakasını kazandı.

Mücadele yere taşındığında da tehlikesi sona ermiyor. Yang, yer mücadelesinde özellikle sankaku tekniğini kullanmayı seviyor. Böylece rakipleri, ilk ayakta mücadele sona erdikten sonra da çözmeleri gereken yeni bir problemle karşılaşıyor. Ayakta ve yerde baskıyı sürdürebilmesi, Yang’ı tek bir puan alma fırsatına bağlı kalmayan komple bir judocuya dönüştürüyor.

Japon rakiplere karşı çözülemeyen denklem

Yang’ın rakipleriyle ikili rekabet karnesi, dünya sıralamasındaki istikrarıyla ilginç bir tezat oluşturuyor. Uluslararası arenadaki birçok güçlü rakibine karşı başarılı sonuçlar alan Yang, Koreli Lee Ha-Rim karşısında 4-1 üstün durumda. Belçikalı Jorre Verstraeten’e karşı da 3-1 önde olan sporcu, Moğol Amartuvshin Dashdavaa ile yaptığı dört karşılaşmayı ise 2-2 tamamladı.

Ancak Japon rakipler, Yang için bambaşka bir denklem anlamına geliyor. Ryuju Nagayama ile altı kez karşılaşan Yang, bu müsabakaların tamamını kaybetti. Taiki Nakamura karşısında da 5-0 geride bulunuyor. Böylece iki Japon hafif sıklete karşı yaptığı 11 maçın 11’inden de mağlubiyetle ayrıldı.

Dünya sıralamasında uzun süre bir numarada kalan bir judocu için bu olağanüstü bir istatistik. Aynı zamanda sıralama başarısıyla bire bir rekabetlerin ne kadar farklı hikâyeler anlatabileceğini gösteriyor. Yang, geniş uluslararası alana karşı istikrarıyla zirveye çıktı; ancak belirli Japon rakipleri onun oyununa karşı tekrar tekrar çözüm üretti. 60 kilogram altı kategorisini öngörülemez kılan da tam olarak bu tarz eşleşmeler.

Yang, rekabetin diğer tarafını Lee Ha-Rim ile olan ilişkisinde yaşıyor. Ha-Rim yalnızca bir rakip değil, aynı zamanda Yang’ın birlikte antrenman yaptığı bir arkadaşı. Yang hazırlıklarını genellikle Kaohsiung’daki Ulusal Spor Eğitim Merkezi’nde sürdürüyor. Wei-Jie Chiu ve Chih-Yi Luo, ulusal ve kulüp antrenörü Liu Wen-Teng yönetimindeki çalışmalarında ona eşlik eden antrenman partnerleri arasında yer alıyor.

Aileden gelen judo tutkusu

Bu yolculuk Taichung kentinde başladı. Yang burada doğdu ve yaşamını hâlâ aynı kentte sürdürüyor. İlkokul üçüncü sınıfta, annesi ve ağabeyi Chun-Ting Yang’ın izinden giderek judoya başladı. Ağabeyi de başarılı bir judocu oldu ve daha sonra antrenörlük yaptı; Chen-Hao Lin ile çalışmasının yanı sıra millî takımda da görev aldı.

Yang, kariyerindeki en büyük etkinin annesine ait olduğunu düşünüyor. Judoyla ilk bağını kurmasını sağlayan annesi, onu Taichung’daki bir okul çocuğundan olimpiyat madalyalısına dönüştüren yolculuğun merkezinde yer aldı. Bu aile geçmişi, judonun Yang için yalnızca yetenekli olduğu bir spor dalından çok daha fazlası hâline gelişini açıklıyor.

Müsabaka alanındaki sert görüntüsünün aksine Yang’ın özel hayatındaki kişiliği daha sakin. “Judonun yakışıklı prensi” lakabıyla anılan sporcu kamp yapmaktan, tenis oynamaktan ve özellikle Resident Evil serisi olmak üzere film izlemekten hoşlanıyor. Spor kahramanlarını da judodan değil tenisten seçiyor: Serena Williams ve Roger Federer. Her iki sporcunun zirvede uzun süre kalabilmesi, Yang’ın kendi kariyerinde aradığı istikrarla dikkat çekici bir benzerlik taşıyor.

Yang, spor kariyerini eğitimle de birleştirdi ve Tayvan Ulusal Spor Üniversitesi’nde Spor Performansı alanında yüksek lisans yaptı. Performansa dair bu birikim, olimpiyat gümüşü ve dünya sıralamasındaki birincilik sonrasında meydan okuyandan hedef hâline gelirken beklentileri yönetmesine yardımcı oldu.

Gümüş madalyalarla şekillenen, altın hedefiyle süren kariyer

Yang’ın kariyerinde dikkat çeken bir madalya örüntüsü bulunuyor. Asya Şampiyonası ve Büyük Ödül turnuvaları gibi önemli organizasyonlarda altın madalyalara ulaşsa da en büyük iki sahnede zirveye son derece yaklaştı. Tokyo’da olimpiyat gümüşü, Abu Dabi’de dünya şampiyonası gümüşü kazandı. Asya Şampiyonası’ndaki çok sayıdaki ikinciliği de büyük finallere ne kadar sık ulaştığını ortaya koydu.

Paris Olimpiyatları ise Yang için hayal kırıklığı yarattı. İkinci olimpiyatlarına, hazırlık döneminin büyük bölümünü dünya sıralamasının zirvesinde geçirerek gelen sporcu organizasyonu yedinci sırada tamamladı. Olimpiyat altınını kariyerinin temel hedefi olarak belirleyen Yang için bu sonuç, Tokyo’da başlayan hikâyeyi tamamlamaktan çok geride çözülmemiş bir dosya bıraktı.

Buna rağmen sonraki sonuçları, onun hâlâ 60 kilogram altı kategorisinin merkezindeki isimlerden biri olduğunu gösterdi. 2025’te Bangkok’ta, 2026’da ise Ordos’da Asya Şampiyonası gümüş madalyası kazandı. Yeni bir Dünya Şampiyonası’na doğru ilerlenirken uluslararası judo sahnesi değişmeye devam ediyor; Yang ise bütün bu değişimin içinde zirveye yakın kalmayı sürdürüyor.

29 yaşında Yang Yung-Wei’nin Çin Taipei’sinden çıkan en önemli judoculardan biri olduğunu söylemek için yeterli veri var. Olimpiyat ve dünya şampiyonası madalyaları kazandı, Asya şampiyonu oldu, Büyük Ödül turnuvalarında birincilik yaşadı ve yıllarca adının yanında dünya sıralamasındaki bir numarayı taşıdı.

Ancak kariyerinin henüz tamamlanmış hissi vermemesinin nedeni, kendi hedefinde saklı. Olimpiyat gümüşü onun için en özel madalya olabilir; yine de en çok istediği madalya olimpiyat altını. Dünya sıralamasının zirvesinde tacı taşımanın ağırlığını yıllarca bilen Yang, şimdi kendisi için o sıralamadan çok daha değerli olacak unvanın peşinde.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu