Tiger Woods: Pebble Beach’teki tarihi zaferden geriye kalan şaşırtıcı anılar
Tiger Woods, 2000 ABD Açık’ta Pebble Beach’in sert rüzgârı ve zorlu zemini üzerinde yalnızca bir şampiyonluk kazanmadı; golfün sınırlarını da yeniden çizdi.
Ernie Els, o haftayı elbette hatırlıyor. Büyük şampiyonalardaki unutulmaz anlar, insanın sevdiklerini hatırlaması gibi zihinde yer ediyor. Bir turnuvada 154 oyuncunun tamamından daha iyi derece elde ettiğinizde, o sonucu unutmanız mümkün değil.
Ne var ki Els, kendi performansının çoğu zaman hatırlanmadığının da farkında. İnsanların aklında kalan, 17 Mil Yolu üzerindeki dev manuel skor tabelasında onun adının üstünde yer alan isim: Woods. Ayrıca herkes, Els’in geçemediği tek oyuncunun golfü sonsuza dek değiştiren performansını konuşuyor.
Els, 26 yıl sonra Pebble Beach’te soğuk bir cuma öğleden sonrasında o günleri şöyle anlattı:
“Yaklaşık 20 yıl boyunca bu soruyla karşılaştım. Tiger’ın o hafta, özellikle de pazar günü oynadığı seviyeye karşı mücadele ettim. Gerçekten tek bir vuruşu bile kötü yaptığını düşünmüyorum.”
Tarih her yerde iz bırakır; ancak golfte ve büyük golf sahalarında bu iz daha da kalıcıdır. Pebble Beach’te bu hafta geçmiş yeniden canlandı. 2000 ABD Açık’ın birçok yıldızı, uçurum kenarındaki sahada her yıl düzenlenen 54 delikli PURE Insurance Şampiyonası için bir araya geldi.
Els, hem 2000 hem de 2026’da turnuvanın kadrosunda yer alan az sayıdaki oyuncudan biri oldu. Aynı zamanda Woods’un büyük şampiyona tarihindeki en geniş farkla, 15 vuruşla kazandığı zaferin hakkının yeterince verilmediğini düşünen isimlerden biriydi.
O hafta 32’ncilik derecesi elde eden Rocco Mediate, Woods’un yükselişinin kendisini şaşırtmadığını söyledi:
“Bunun olacağını çok önceden biliyordum. Tiger’ın yaptıkları, aklı başında olan hiç kimseyi şaşırtmadı.”
Mediate’in hafızasında Woods’a karşı mücadele etmek, bir gergedana karşı takım çekiştirme oyunu oynamaya benziyordu.
“Her şeye sahipti. Zihinsel açıdan olağanüstüydü, fiziksel olarak da öyle. Vurduğu hiçbir şeye şaşırmadım; çünkü o vuruşlar normal şartlarda yapılamazdı. O ise bunları sürekli yapıyordu. Gerçekten akıl almazdı.”
Büyük başarıları yalnızca “tüm zamanların en iyisi” ifadesiyle özetleyip geçmek kolaydır. Ancak Woods’u o hafta yakından izleyenler, günümüzde kısa görüntüler üzerinden hatırlanan bir yıldızdan çok daha fazlasını gördü. En güçlü rakiplerini ezici biçimde geride bırakmış, şampiyonluğa uzanan yolu neredeyse yürüyüşe çevirmişti. Buna rağmen hız kesmedi.
2000 yılında turnuvayı tamamlayamayan Stuart Appleby, Woods’un performansını şu sözlerle hatırladı:
“Bunu nasıl yaptığını hiçbir zaman anlayamayacağım. Sanki sahayı tamamen ele geçirmişti. Sekiz vuruş öne geçtiğinde bile mücadeleyi bırakmadı, par sonuçlar üretmeye devam etti. Mucize gibiydi.”
O hafta 16’ncılığı paylaşan Justin Leonard ise, Woods’un performansının rakiplerinde yarattığı duyguyu gülerek anlattı:
“O haftadan sonra kendimi yetersiz hissettim. Zemin sertleştiğinde, çimler bu kadar uzadığında insan kendisini oldukça sıradan hissedebiliyor. Tiger da çoğu hafta böyle değildi; ama kesinlikle o hafta değildi.”
O gün yaşananları en iyi izleyen isim ise turnuvayı ikinci sırada tamamlayan Ernie Els’ti. Woods’un son 18 deliğinde onunla birlikte oynayan Els, rakibi büyük bir farkla önde olmasına rağmen temposunu hiç düşürmediğine tanıklık etti.
“İlk vuruş alanına çıktığındaki yoğunluğu asla unutmayacağım. Son 18 delik boyunca bunu korudu. 12, 15 ya da her ne kadarsa, fark ne olursa olsun aynı ciddiyetle oynadı.”
Els kendi oyununu da hatırlıyor. O hafta sergilediği performansla gurur duyuyor. Fakat hafızasında daha canlı kalan başka bir duygu var: Turunu tamamladığı anda hissettiği kesinlik. Bu, kendisine duyduğu güven değil; mesleğinin az önce değiştiğini bilmenin kesinliğiydi.
Els, Woods’un zaferinin anlamını yıllar sonra şu sözlerle özetledi:
“Oyunun özellikle o gün değiştiğini biliyordum. Daha önce de büyük turnuvalar kazanmıştı; ancak bu, sporda bayrağın gerçekten el değiştirdiği andı. Buna yakından tanıklık edebildiğim için kendimi şanslı hissediyorum.”




