Ferrari için pilot yönetiminde kolay seçim yok
Ferrari, Monza’da yaşananların ardından Lewis Hamilton ile Charles Leclerc arasındaki rekabeti yönetmek zorunda. İlk şikandaki puan kaybı ve Hamilton’ın yarış kurallarıyla takım çalışmasına ilişkin hayal kırıklığı, takım patronu Fred Vasseur’ü artık karar aşamasına getirdi.
Vasseur, İtalya Grand Prix’sinin ardından Ferrari’nin bu konuda harekete geçeceğini doğruladı. Fransız yönetici, “Mantık gereği bir noktada karar vermeniz gerekir. Her takım farklıdır. Ancak bir karar vermelisiniz ve biz de karar vereceğiz” ifadelerini kullandı.
Ferrari’nin önündeki seçenekler oldukça geniş. Takım, şampiyonluk şansını mümkün olduğunca canlı tutmak için pilotlar klasmanında önde bulunan Hamilton’ın arkasında tüm gücünü birleştirebilir. Ancak Hamilton’ın böyle bir talebi açık biçimde dile getirmemesi ve Leclerc’in matematiksel olarak hâlâ şampiyonluk yarışının dışında kalmaması, bu seçeneği düşük ihtimalli kılıyor.
Bir başka yol, iki pilot için net mücadele kuralları belirlemek. Ferrari ayrıca mevcut düzeni koruyup Hamilton ile Leclerc’in sorunları kendi aralarında çözmelerine güvenebilir. Ne var ki McLaren ve Mercedes’in deneyimleri, hangi tercih yapılırsa yapılsın herkesin memnun kalacağı kusursuz bir reçete bulunmadığını gösteriyor.
McLaren’in “Papaya Kuralları” da kusursuz değil
McLaren, son yıllarda Lando Norris ile Oscar Piastri arasındaki mücadeleyi yönetirken “Papaya Kuralları” olarak bilinen yaklaşımı defalarca sınadı. Temel prensip basitti: İki pilot yarışabilirdi ancak birbirlerine temas etmeleri yasaktı.
Bu çerçeve, 2024’teki Macaristan ve Monza yarışlarında, ayrıca geçen yılki İtalya Grand Prix’sinde yaşanan tartışmaları tamamen önlemeye yetmedi. Takım duvarının beklentileriyle pilotların bireysel hedefleri her zaman aynı çizgide buluşmadı.
Kuralların ihlal edilmesi hâlinde takımın yaptırım uygulama sorumluluğu da devreye girdi. Geçen yıl Singapur Grand Prix’sinde yaşanan tekerlek temasının ardından Norris’in kısa süreliğine sonuçla karşılaşması bunun örneklerinden biri oldu.
McLaren, özellikle 2024 Monza’sının ardından zaman zaman bir pilotun arkasında daha erken birleşmemekle eleştirilse de Vasseur, eşit yaklaşımın rakip takımın şampiyonluk hedeflerine daha fazla katkı sağladığını savundu.
Vasseur, “Geçen yıl bu aşamada Piastri, McLaren’in önündeydi. McLaren her şeyi Piastri’nin arkasına koysaydı Max Verstappen şampiyon olurdu” dedi.
Bu yorum tartışmaya açık. Piastri’nin desteklenmesi, başka yarışlardaki sonuçları da değiştirebilir; Bakü’deki sorunların yanı sıra Singapur ve Austin sprint yarışındaki temaslar yaşanmayabilirdi. Böyle bir senaryo, sezonun son puan tablosunu farklı bir noktaya taşıyabilirdi.
Yine de “Papaya Kuralları”, McLaren içinde birlik duygusunu koruyan bir çıpa görevi gördü. Geçen yılki yoğun şampiyonluk mücadelesinin ardından iki pilot arasında yönetim biçimine ilişkin kalıcı bir gerilim oluşmadı ve takım 2026’ya birikmiş sorunlar taşımadan ilerleyebildi.
Ancak sağlam bir çerçeve bile pist üzerindeki tansiyonu tamamen ortadan kaldırmıyor. İtalya’da pilotların serbestçe yarışmasına izin verilmesi, Norris’in Piastri ile mücadelesi sırasında çime itildiğini düşünerek telsizden tepki göstermesine yol açtı.
McLaren yöneticisi Andrea Stella, yıllardır uygulanan bir sistemin bile sürekli gözden geçirilmesi gerektiğini vurguladı. Stella, “Eşitlik, yarışmalarına izin verilmesi ve adalet gibi önemli ilkelerle iki şampiyonluğu kazanmış olsak bile, bu ilkeleri gerçek yarışa aktarmak her zaman zor. İtalya’da riskli tarafa yöneldik ve iki pilotun yarışmasına izin verdik. Sonuçta bir aracın tekerlekleri çime çıktı. Bunu yeniden değerlendirmemiz gerekecek” dedi.
Stella ayrıca, pilotların birbirleriyle yarışmasının engellenmesi hâlinde de sorun çıkabileceğini belirterek, “Onlardan birbirleriyle yarışmamalarını isterseniz Lando beşinci bitirir ve ‘Adalet açısından fırsatlarımı kullanmak isterdim’ diyebilir. Bu gerçekten karmaşık bir konu” ifadelerini kullandı.
Stella’ya göre en önemli unsur, tarafların üzerinde uzlaşılan sisteme inanması. “Pilotlarla birlikte hareket etmemiz önemli. Takımın ‘Biz bunu dayatıyoruz, şimdi siz uyum sağlayın’ demesi zor. Herkesin katkısını almak istersiniz. Ancak takım çıkarının tehdit altında olduğunu gördüğünüz anda oyunu yükseltmeniz ve takım açısından daha katı davranmanız gerekebilir” dedi.
Mercedes’te “yarışma niyeti” modeli
Hamilton’ın İtalya Grand Prix’sinden sonra yaptığı en dikkat çekici açıklamalardan biri, Leclerc ile arasındaki mücadelede herhangi bir kural bulunmadığını söylemesiydi.
Hamilton, “Mücadele kurallarına geliyoruz. Mercedes’te yazılı mücadele kurallarımız vardı. Burada ise hiç kural yok. Bunun ele alınması ve düzeltilmesi gerekiyor” dedi.
Mercedes’teki sistem, Hamilton ile eski takım arkadaşı Nico Rosberg arasındaki sert rekabetin pist üzerindeki temaslara dönüşmesinin ardından şekillendi. Takım patronu Toto Wolff, zaman içinde bu çerçeveyi “yarışma niyeti” anlayışıyla geliştirdi. Buna göre iki pilot sert mücadele edebiliyor ancak temas etmelerine izin verilmiyor.
Bu yaklaşım, takım duvarının takım çıkarlarının zarar gördüğünü düşündüğü anda müdahale etmesine de olanak tanıyor. Bu sezon, öndeki mücadele nedeniyle tur zamanındaki dalgalanmanın büyük olması, pilotların yalnızca liderlik için çekişirken grubun gerisine düşme riskini artırdı.
Mercedes bu nedenle Monza’da olduğu gibi bazı anlarda pilotlarından pozisyonlarını korumalarını istedi. İkinci sıradaki pilot için hayal kırıklığı yaratsa da bu kararın arkasındaki takım hedefi iki tarafça da görülebiliyor.
Sisteme duyulan güven, pilotların kendi çıkarlarına tamamen uymasa bile verilen talimatlara uymasıyla kendini gösteriyor. Monza sıralama turlarında Kimi Antonelli’nin şampiyonluk mücadelesindeki takım arkadaşı George Russell’a hava koridoru desteği vermesiyle Ferrari pilotlarının yaklaşımı arasındaki fark, sisteme duyulan güven konusunda önemli bir karşılaştırma sundu.
Mercedes’in kuralları da gerilimleri tamamen bitirmedi. Kanada’da yaşanan olaylar ve Antonelli’nin İtalya’da bir noktada mücadeleye devam etmesine izin verilmemesine duyduğu tepki, sistemin sınırlarını ortaya koydu. Antonelli’nin Russell ile mücadele ederken ilk şikanda pist dışına taşması da pilotlara yarışma özgürlüğü tanımanın risklerini gösterdi.
Wolff, “Yarış sonucu açısından bu durum bir felaketle sonuçlanabilirdi ve aptal durumuna düşebilirdik. Gelecekte nasıl yarışmak istediğimize dair yeni bir yapı taşı olarak bu olayı konuşacağız. Ancak takımın yarış ruhunu göstermeye ve onların mücadele etmesine izin vermeye değerdi” dedi.
Ferrari için kolay cevap yok
Vasseur, Ferrari’nin pilotlarını tamamen serbest bırakmasının yönetici açısından en ideal senaryo gibi göründüğünü kabul ediyor. Ancak Monza’nın ilk turunda kaybedilen puanlar, bu özgürlüğün artık ciddi bir bedeli olabileceğini gösterdi.
Vasseur, “Elbette puan kaybetmek hiçbir zaman iyi değildir. Sezonun başında dünyadaki her takım patronu pilotlarının yarışmasını ister. Ancak takım patronu olduğunuzda pozisyonları sabitlemek kolay bir karar değildir. Bunu takım ve sezon sonundaki sonuçlar için yaparsınız, fakat bu hiçbir zaman kolay değildir. Tanım gereği, hafta sonu boyunca pilotlarımın yarışmasını isterim” diye konuştu.
Monza, Ferrari’nin mevcut düzeni olduğu gibi sürdüremeyeceğini ortaya koydu. Fakat McLaren ve Mercedes örnekleri de her seçeneğin kendi riskini taşıdığını kanıtlıyor. Vasseur’ün önündeki asıl soru, Ferrari’nin hangi baş ağrısıyla yaşamaya razı olacağı.





