Alejandro Torralbo: Şampiyonlar ve mantarlar arasındaki fark
Alejandro Torralbo, bisiklet tarihini yarış sonuçlarıyla değil, elinden geçen bisikletler ve sıkıştırdığı vidalarla anlatıyor. Yaklaşık 40 yıldır pelotonun hemen yanında çalışan deneyimli tamirci; Olano, Rominger, Sastre, Ullrich, Valverde, Contador ve Pogacar gibi yıldızların bisikletlerini hazırladı. Kariyerinde 46 Büyük Tur bulunan Torralbo, bunu anlatırken yalnızca bir yarışı eksik bıraktığını söylüyor: “Bir tanesini atlamışım.”
Bisiklet ve motosikletlerle dolu amcasının atölyesinde çocuk yaşta başlayan Torralbo, çok genç yaşta profesyonel bisiklet dünyasına adım attı. Clas, Mapei, Banesto, Festina, Bianchi, Cervélo, CSC, Saxo Bank, Tinkoff, Katusha ve UAE gibi takımlarda görev yaptı. Böylesine uzun bir yolculuğun ardından, büyük bir bisikletçiyi diğerlerinden ayıran özelliklere dair sözleri de peloton kadar çarpıcı:
“Ben şampiyonlar diyorum; çünkü şampiyonlar ve mantarlar vardır” diyen Torralbo, ardından bu iki grup arasındaki farkı şöyle anlatıyor: “Şampiyonun karakteri vardır, ne istediğini bilir. Bisikletini her gün beş milimetre yukarı ya da aşağı oynatmaz. Kendi bisikletini ister ve üzerine bindiğinde onun kendi bisikleti olduğunu hisseder.”
Torralbo’nun hafızasında, yılların yolculuğundan kalan çok sayıda özel an bulunuyor. Tony Rominger’in La Vuelta’daki bir zamana karşı etabının ardından sarı mayoyla takım aracında oturduğu anı hâlâ “çarpıcı” olarak nitelendiriyor. Carlos Sastre’nin Alpe d’Huez zaferi de onun için unutulmaz günlerden biri.
Son yıllarda bu anıların merkezinde ise Tadej Pogacar yer alıyor. Torralbo, Sloven bisikletçiyi karakteriyle öne çıkan bir şampiyon olarak tanımlıyor. Ancak onu yalnızca yarış içindeki sertliğiyle değil, yarış dışındaki doğallığıyla da anlatıyor: “Şampiyon olması gerektiği gibi karakterli bir bisikletçi. Fakat bisikletten indiğinde seninle biraz jambon yiyip bira içebilir.”
Pogacar’ın bu La Vuelta’da yer almaması, UAE takımının günlük düzenini de bütünüyle değiştirmiş. Torralbo, “Tadej’in olmaması hayatımızı değiştirdi. Bizi, bisikletçileri, seyirciyi, televizyonu, herkesi etkiledi” sözleriyle bu eksikliğin boyutunu aktarıyor. Deneyimli tamirci, kariyeri boyunca benzer zorluklarla karşılaştığını da hatırlatıyor: “Bu durum daha önce de başıma geldi. Mesleğimizin bir parçası bu; düşeceksin ve canın yanacak.”
Ona göre Pogacar yarışta olsaydı, takımın çevresinde hareket etmek bile zorlaşacaktı. Bu cümle, Sloven yıldızın yarış üzerindeki etkisinin yalnızca sportif sonuçlarla sınırlı olmadığını da gösteriyor.
Sohbetin doğal akışı Miguel Indurain’e geldiğinde Torralbo’nun sesi, geçmişin uzun yokuşlarında bir kez daha yankılanıyor. Indurain’le özellikle dünya şampiyonalarında aynı ortamı paylaşan Torralbo, daha sonra Abraham Olano döneminde Banesto’ya katıldı. Navarra doğumlu bisikletçinin kariyerini sonlandırma kararını ise erken bulmuyor:
“Miguel doğru zamanı seçti ve bence iyi yaptı.” Indurain’i iki kelimeyle tanımlaması istendiğinde verdiği yanıt da son derece net: “Miguel için yalnızca iki şey söylenebilir: O bir şampiyon ve gerçek bir beyefendi.” Torralbo, Pogacar’ı anlatırken de benzer ölçütlere başvuruyor. İki farklı dönem, aynı şampiyonluk anlayışı.
Bu La Vuelta’nın bir başka zorluğu ise sıcak hava. Córdoba’nın Villanueva kentinde doğan Torralbo, yüksek sıcaklıklara birçok kişiden daha alışkın. “Benim için bu sıcaklık normal” diyor; ancak hemen ardından asıl bedeli bisikletçilerin ödediğini vurguluyor: “Sıcakta daha çabuk yoruluyorsunuz, gece daha bitkin ulaşıyor ve daha kötü toparlanıyorsunuz.”
UAE ekibinde sporcuların toparlanma düzeyi her sabah bir bileklik aracılığıyla takip ediliyor. Torralbo, takımda birçok kişinin göstergesinin sarı ya da kırmızı yandığını, kendisinin ise her gün yeşil seviyede kaldığını söylüyor. Sırrı ise teknoloji çağının tüm karmaşasına rağmen oldukça basit: “Odaya gidiyorum, telefonu kapatıyorum, ışığı söndürüyorum ve uyuyorum.”
Geleceğe bakarken
Torralbo’ya göre değişen yalnızca bisikletler değil, bisikletçilerin etrafındaki dünya da baştan aşağı yenilendi. Biyomekanik uzmanları, performans birimleri ve giderek büyüyen ekip yapıları, tamircilik mesleğini eski günlerden oldukça uzaklaştırdı. Fakat onun asıl özlediği şey teknolojiden daha fazlası:
“Eski bisiklet dünyasını daha çok seviyorum. İnsan ilişkilerini özlüyorum.” Torralbo, kendi takımının bisikletlerini tamamladıktan sonra yanındaki tamirciye yardım teklif ettiği günleri hatırlıyor. Bir keresinde çatallarında sorun yaşayan Kelme ekibine destek verdi. Başka bir seferde ise rakip takımın tamircisi zamanında gelemediği için onların bisikletlerini de hazırladı.
“Şimdi bunu hayal etmek bile mümkün değil. Artık daha çok bir iş, başka bir şey” diyerek bugünkü düzeni özetliyor.
Belki de Alejandro Torralbo’nun gerçek değeri tam olarak burada yatıyor. Onu özel kılan yalnızca 46 Büyük Tur deneyimi ya da son yılların en büyük yıldızlarıyla birlikte çalışmış olması değil. Torralbo, kendi görevini tamamladıktan sonra rakip ekibin elinden tutmanın hâlâ mümkün olduğu bir bisiklet çağının son tanıklarından biri.
Aile atölyesinden mühendislik birimlerine, Indurain’den Pogacar’a, neredeyse el yapımı ekiplerden büyük ve karmaşık yapılara uzanan bu dönüşümün içinde hâlâ aynı sakinlikle çalışıyor. Elinde anahtarı, zihninde onlarca yılın hikâyesiyle; şampiyonlarla mantarları birbirinden ayırmaya devam ediyor.





