John Nash: 86 Yaşında Polo Sahasının Zirvesinde
John Nash, 86 yaşında polo sahalarındaki mücadelesini sürdüren dünyanın aktif en yaşlı oyuncusu olarak dikkat çekiyor. Toulston Polo Kulübü’nde 5-6 Eylül tarihlerinde düzenlenen eleme karşılaşmalarına katılan Nash, Brezilyalı oyuncu Armando Klabin’in 2017’de, 85 yaşındayken kırdığı rekoru geride bırakmayı hedefledi.
Tadcaster yakınlarındaki kulüpte geçen hafta sonunu oldukça hareketli geçiren Nash, organizasyonun yalnızca kendi adına değil, polo sporunun daha geniş kitlelere ulaşması açısından da anlamlı olduğunu söyledi. Karşılaşmaları izlemek için saha kenarına gelen ziyaretçilerin bir bölümünün polo ile ilk kez tanıştığını belirten deneyimli oyuncu, bu ilginin kendisini memnun ettiğini ifade etti.
“Çok ilginç bir hafta sonuydu. Elbette insanın egosunu okşayan bir tarafı var; ancak basının ilgisi sayesinde saha kenarı ziyaretçilerle doldu. Daha önce polo izlememiş birçok kişi bu spor hakkında konuşmaya başladı.”
Nash’e göre polo, yalnızca genç ve yüksek handikaplı oyuncuların dünyasından ibaret değil. Farklı yaşlardan insanların, çeşitli atlarla düşük seviyeli karşılaşmalarda aynı sahayı paylaşabilmesi, sporun en güçlü yönlerinden biri.
“Genç oyuncular geliyor ama bunun yanında farklı atlara binen, farklı yaşlardan insanların topa vurabildiği düşük seviyeli polo da var. Vermek istediğim mesaj buydu.”
John Nash’in polo ile tanışması 1960’lı yıllara, Kenya’da çalıştığı döneme uzanıyor. O yıllarda 10 bin akrelik tarım arazisine sahip bir çiftlikte at binen Nash, günün büyük bölümünü eyer üzerinde geçiriyordu. Bir yerel polo kulübünün davetiyle sporu denemeye karar verdi.
İlk derslerini yaşlı ve yüksek handikaplı bir polo atıyla alan Nash’e, atın doğru noktaya ulaşmasına izin vermesi ve ardından topa vurmaya çalışması öğütlendi. Daha sonra çiftlikteki atlarla oynamaya başlayan Nash, cuma günleri polo sahasına ulaşmak için atıyla 22 mil yol kat ediyor, hafta sonunu karşılaşmalarla geçiriyor ve pazartesi günü yeniden eve dönüyordu.
1969’da İngiltere’ye dönen Nash, bir süre sütçülük yaptı ve çiftlikte çalıştı. Bu nedenle birkaç yıl at binemedi. Ancak Toulston Polo Kulübü’nün önünden geçerken gördüğü bir davet, onu yeniden sporun içine çekti.
“Bir gün kulübün önünden geçerken ‘İçeri gelin ve bakın’ yazısını gördüm. Oyuncuları izledim ve bana ‘Neden aramıza katılmıyorsun?’ dediler. Ertesi yıl kendime bir at alıp kulübe katıldım.”
Nash, kariyerinin bir döneminde altı polo atına sahipti ve bir gollük handikapla ülkenin farklı bölgelerinde karşılaşmalara katıldı. Polo sevgisini, daha önce büyük bir tutkuyla oynadığı ragbiye duyduğu ilgiyle de ilişkilendiriyor.
“Atlarınız varsa yola çıkabilirsiniz”
“Çok ragbi oynadım. Kenya’da da bu spora büyük zaman ayırdım, İngiltere’ye dönünce Driffield için oynadım. Ancak 35 yaş civarında bacaklarım eskisi kadar iyi değildi. Top kovalamayı seviyordum; ben de ‘Neden dört ayaklı bir atın üzerine binmeyeyim?’ diye düşündüm. O günden beri devam ediyorum.”
Nash, polo sporunda atların birbirleriyle ve binicileriyle kurduğu etkileşimden büyük keyif alıyor. Ailelerin ve çocukların ahırlarda, atların yanında spora dâhil olmasını da polo kültürünün en değerli parçalarından biri olarak görüyor.
Yıllar içinde at yetiştiren Nash; İrlanda, Arjantin ve Yeni Zelanda’da polo oynadı. Cortina ve Klosters’ta kar polosunu deneyimledi, Nepal’de fil polosuna katıldı ve pek çok insanın bu spora adım atmasına yardımcı oldu.
En unutulmaz anlarından birini ise Dallas Burston’daki Ustalar karşılaşmasında yaşadı. Nash, Sandhurst’ta görev yapan General Denaro ile oynadığı bir pozisyonda rakibini attan indirmeyi başardığını anlattı.
“Beni sert biçimde oyundan uzaklaştırmak için üzerime geldi. Ancak beklemediği şekilde bu mücadeleden çok daha ağır bir yenilgiyle çıktı.”
Nash’in karşılaşmalar için taşıdığı vazgeçilmezler arasında eklem ağrılarına iyi geldiğini söylediği inek memesi merhemi ve maç sonrasında içmek üzere bira bulunuyor. Polo kariyerindeki kazalar ise zaman zaman sporun sert yüzünü de gösterdi.
Bir atı bağlarken parmağının ucunu kaybeden Nash, yaralı parmağını hastaneye gidene kadar cebinde taşıdığını anlattı. Bir başka düşüşün ardından bilincini yeniden kazandığında ise bir kişinin dilini kontrol etmek için elini ağzına soktuğunu gördü.
Sağlık sorunları nedeniyle polo sporuna kısa bir ara veren Nash, haziran ayında Toulston Polo Kulübü’nde yeniden eyerine döndü. Dengesini kaybettiği için bir süre uzak kaldığını belirten deneyimli oyuncu, aldığı tedavinin ardından hem dengesini hem de özgüvenini yeniden kazandığını söyledi.
John Nash, polo sahalarında 86 yaşında da zarafet ve kararlılıkla mücadele ediyor.
Rekor başvurusu, Toulston Polo Kulübü üyelerinden birinin Nash’i aday göstermesiyle gündeme geldi. Oyuncunun verdiği bilgiye göre, rekorun doğrulanabilmesi için gerekli çok sayıda resmî belge hazırlanarak ilgili makamlara sunuldu.
Bu sürecin kendisi için son derece tatmin edici olduğunu belirten Nash, polo sayesinde farklı yaş gruplarından insanları aynı sahada buluşturmanın önemine dikkat çekti. Cumartesi günü oynadığı karşılaşmalardan birinde, topu iki kez elinden alan 10 yaşındaki bir oyuncuyla aynı sahayı paylaştığını anlattı.
“Aramızda 76 yaş fark vardı ama birlikte oynuyorduk. Bu, polonun aileleri ve farklı kuşakları bir araya getiren bir spor olduğunu gösteriyor.”
Nash’in bugün yalnızca bir polo atı var: Leo. Deneyimli oyuncu, bir ata sahip olmanın kendisi için oldukça uygun olduğunu söylüyor. Kulübe gidiyor, iki çukka oynuyor ve ardından diğer oyuncularla sohbet ediyor.
Ailesinin polo sporunu bırakması yönünde zaman zaman telkinde bulunduğunu da saklamıyor. Ancak aile üyelerinin asıl uyarısı oldukça net: Attan düşmemesi.
“Kulübe gidiyorum, iki çukka oynuyorum ve herkesle konuşuyorum. Bir şeyi kullanmazsanız onu kaybedersiniz. Ailem düzenli olarak bırakmamı söylüyor ama aslında tek söyledikleri ‘Attan düşme’. Hâlâ çalışan bir çiftçiyim; polo oynamasaydım muhtemelen sinirli ve huzursuz biri olurdum.”
Altı dekatlık polo serüvenine rağmen Nash’in planı değişmiş değil. Deneyimli binici, gelecek sezon yeniden sahaya çıkmayı hedefliyor. Onun için polo, yalnızca bir spor değil; aileleri, oyuncuları, seyisleri, nalbantları ve atları aynı atmosferde buluşturan kapsayıcı bir yaşam biçimi.
“Hayat bana çok iyi davrandı. Polo, ailelerin, oyuncuların, seyislerin ve nalbantların bir araya geldiği kapsayıcı bir spor. Ahırda her zaman yeni insanlarla tanışıyorsunuz. Atlar da size yaklaşıyor; şeker istediği için değil, sizinle birlikte olmak istedikleri için. Bu gerçekten harika bir atmosfer.”




