Tavares sağlıklı olsaydı Scariolo’nun Madrid’i ne yaşardı?

Tavares sağlıklı olsaydı Real Madrid’in geçtiğimiz sezonu bambaşka bir hikâyeye dönüşebilirdi. Avrupa Süper Kupa zaferi, başkent ekibinin yeni döneme doğru adımla başladığını gösterirken, dev pivotun pota altındaki varlığı Madrid’in oyun denklemindeki en kritik unsur olmaya devam ediyor.

Pedro Martínez’in maç sonu değerlendirmesi yerindeydi. Eylül ayının 20’sinde alınan sonuç, kıtanın üst düzey takımları arasındaki güç dengesi düşünüldüğünde neredeyse tesadüfi bir anlam taşıyor. Asıl mesele; yeni oyuncularla kurulan kadroda bir kimlik oluşturmak, egoları törpülemek ve herkesin takımın hangi yoldan ilerleyeceğini anlamasını sağlamak.

Pedro Martínez yönetimindeki Real Madrid ilk sınavdan başarıyla çıktıBUNU DA OKUYABİLİRSİNİZPedro Martínez yönetimindeki Real Madrid ilk sınavdan başarıyla çıktı 20/09/2026 09:05

Real Madrid, Avrupa Süper Kupa’yı kazanarak kulüp tarihindeki 30. kupasını kaldıran Llull’ü de zirveye taşıdı. Bu zafer, tek maç üzerinden oynanan altı finalde yaşanan hayal kırıklıklarının ardından takımın yeni sayfaya moralli başlamasını sağladı. Fakat geçmiş sezonun kaçan fırsatları da hâlâ hafızalarda. Çünkü gerçek oldukça açık: Tavares sağlıklı olduğunda Real Madrid’in zafer ihtimali belirgin biçimde artıyor.

Tavares

Tavares, MVP de la Supercup, con el CEO de la Euroliga, Chus Bueno.EFE

Real Madrid’in pota altındaki en önemli kozu Tavares, Avrupa Süper Kupa zaferinde belirleyici rol üstlendi.

Yeşil Burun Adaları asıllı pivotun diz sakatlığını geride bırakması, Madrid cephesindeki en sevindirici gelişme. Geçen sezonun son bölümünü tamamlamasına engel olan sakatlığın ardından yeniden üst seviyeye çıkması, takımın bütün yapısını güçlendiriyor.

Basketbolun “olsa ne olurdu” tarafında ise ihtimaller sınırsız. Abu Dabi’deki Tavares seviyesini sezon boyunca koruyabilseydi, Scariolo yönetimindeki Real Madrid bugün belki de Avrupa Ligi’nin son şampiyonu olacaktı. İspanya Ligi’nde de play-off dönemindeki üstünlüğünü sürdürmesi mümkündü.

Hatta Sergio’nun hâlâ takımın başında bulunması, Sergio Rodríguez’in ise içerideki sorunları tam olarak göremese de kulübün basketbol yapılanmasının başında yer alması ihtimaller arasında sayılabilirdi. Ya da hiçbir şey değişmezdi. Basketbolda kesinlik yoktur. Bildiğimiz tek şey, Walter’ın dizinden gelen sesle birlikte Madrid’in bütün planlarının sarsıldığı ve şans faktörünün de başarı yarışında ne kadar önemli olduğudur.

Basketbol her gün gelişen, sürekli yeni şeyler öğreten bir oyun. Parkede alan paylaşımını, üçlük tehdidini, çok yönlülüğü, yüksek tempoyu ve oyuncunun fizik gücünü ödüllendiriyor. Ancak yalnızca yetenekle değil; kolektif mücadele, takım içi uyum ve disiplinle de kazanılıyor.

Bu oyun aynı zamanda taktik tahtasıyla doğaçlamanın, bitmeyen fedakârlığın ve hayal edilen sayıları gerçeğe dönüştürmenin birleşimi. Ricky’nin topu bacaklarının arasından geçirerek yaptığı hareketler gibi, basketbol da her an yeni bir güzellik üretebiliyor. Dünyanın en zengin sporlarından biri olmasının nedeni tam olarak bu.

Değişmeyen tek gerçek ise dev oyuncuların etkisi. En iyi seviyesindeki Tavares, Avrupa’nın en belirleyici oyuncusu. Avrupa Süper Kupa’nın en değerli oyuncusu seçilmesi de bu etkinin güçlü bir göstergesi. Olympiakos’un kadrosunda Milutinov’un bulunmaması da dengeyi etkiledi; Atina’daki mücadelede ise tablo tersine döndü.

Bu, elbette basit bir okuma. Ancak yeni Real Madrid’i inşa ederken en kolay yerden başlamak gerekiyor: Pota altındaki dev güçten, yani Tavares’ten.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu